OKUL ÍNCESİ EĞİTİMİ
  Anne-babaya
 

 

 
 
“Aslında hiç birimiz büyüyemeyiz, sadece boyumuz uzar”
                                                               Leo Buscaglia
                         ÖNCE...
Çocuklar yetişkinlerin algıladığı “düşünce” boyutunda düşünemezler. Onlar duygularıyla düşünürler. Duygularıyla düşünürken, kendilerine ve anne-babalarına karşı dürüstlerdir. Hatta bazıları bunu yetişkinliklerinde taşır. Bir düşünürün dediği gibi “...duygularımızın yaşandığı yer;....yüreğimiz! çok narindir, kolayca kırılabilir... ama inanılmaz derecede esnektir. Yüreği aldatmaya çalışmanın hiçbir anlamı yoktur. Onun yaşaması, bizim dürüstlüğümüze bağlıdır. Bazı insanlar, yürekten dürüsttürler. Hatta bazı insanlar akıllarıyla hisseder yürekleriyle düşünürler.” Çocuklarda bu düşünürün söylediği gibi “yürekleriyle düşünürler. “ algıları da böyledir. Yürekleriyle ve duygularıyla algılarlar. Mesleki çalışma konusu belirleyin dediklerinde aklıma anne baba tutumları geldi ve bu konunun çok önemli olduğunu düşündüm .Bu mesleki çalışmada konuları özetliyerek yazmaya çalıştım.İnşallah okuyanlara yardımcı olurum.
Çocuk yetiştirmede anne-babanın tutumları çocuklar üzerinde olumsuz etkiler yaratır. Bu mesleki çalışmada sırayla şu konular ele alınmıştır.
·                                      Çocuk yetiştirmede anne-baba tutumları
-                                                               Baskılı ve otoriter tutum
-                                                               Gevşek tutum
-                                                               Dengesiz ve kararsız tutum
-                                                               Koruyucu tutum
-                                                               İlgisiz ve kayıtsız tutum
-                                                          Güven verici, destekleyici, hoşgörülü tutum
·                                      Anne-baba eğitiminin önemi
·                                      Bir zamanlar çocuk olduğumuzu unutmak
·                                      Geliştirici arayış , zorlayıcı arayış
 
 
“ Her şeyin anahtarı sevgi, emek ve sabırdır. Civcivi; yumurtaları kuluçkaya yatırarak elde edersiniz, yumurtaları kırarak değil.”
                                                                    A.Glascow
ÇOCUK YETİŞTİRMEDE ANA-BABA TUTUMLARI     
“Anne-babanın çocuğuna öğreteceği en önemli beceri sevgi dolu yaşama becerisidir. Sevgi dolu yaşamak yaşamı yaşamaktır. Yaşamı yaşamak ise sevgi dolu yaşamaktır. Bu yeteneğe sahip ailelerde kurallar, inanılmaz güzellikte işler.”
Kuşkusuz çocuğumuz, çocuğumuz doğmadan önce “onu nasıl yetiştireceğiz, ne gibi kurallarla büyüteceğiz?” diye belli belirsiz bir kaygı duyarız. Bebeğin doğmasıyla birlikte ilk zamanlar bu kaygı kaybolur. Ancak bebek büyümeye başladığında yine aynı kaygılar anne-babanın yüreğinde büyümeye başlar.
Aile içi kuralları koymaya çalışan anne-baba, çoğu kez çocuğun bu kurallara direnç göstermesiyle karşılaşır. Burada anne-babanın içine düştüğü en büyük yanlışlık , çocuğun farklı dönemlerinde hep “aynı” kuralları koymaları ve sürdürmeye çalışmalarıdır. Ancak çocuk sürekli büyüme ve gelişme içerisindedir. Büyüme ve gelişmenin kaçınılmaz sonucu ise “değişimdir”. Yani çocuk değişir ama aile koyduğu kuralları hiç değiştirmez. Çoğu kez de, sorunun burada düğümlendiğinin farkına varılmaz.
Çocuk yetiştirmede ana-baba tutumları aileden aileye değişiklikler göstermektedir. Farklı ana-baba tutumlarında, öncelikle ana-babanın çocuklarından bekledikleri davranış modeline uygun bir davranış içinde olmaları gerekliliğidir. Uyumlu ve özgür bir aile ortamı içinde, tutarlı ve sağlıklı ilişkiler içinde yetişen çocuk, özerk bir birey olarak yetişkin yaşamına ulaşabilir. Ürün her zaman ekilen tohumla ve beraberinde hazırlanan yakın çevre şartlarıyla doğru orantılı olarak gelişir. Bu nedenle ana-babanın tutumu, gelişmekte olan bu çocuğa örnek model oluşturacağından kişiliğini etkiler ve özdeşim modellerinden edindiğini, benzer tutumları sergilemeyle ortaya koyar.
Anne-baba tutumları:
-                                       Baskılı ve otoriter tutum
-                                       Gevşek tutum (çocuk merkezli aile)
-                                       Dengesiz ve kararsız tutum
-                                       İlgisiz ve kayıtsız tutum
-                                       Güven verici, destekleyici ve hoşgörülü tutum
BASKILI VE OTORİTER TUTUM : Aşırı baskılı, otoriter tutum çocuğun kendine olan güvenini ortadan kaldıran, onun kişiliğini hiçe sayan bir tutumdur. Ne yazık ki geleneksel aile yapımızda bu tür tutuma sık sık rastlanmaktadır. Bu tutumda, ana-baba katı katı bir disiplin uygular. Çocuk her kurala uymak zorunda bırakılır. Anne-babadan birisi, ya da her ikisinin baskısı altında olan çocuk, sessiz, uslu, nazik, dürüst ve dikkatli olmasına karşılık, küskün, silik, çekingen, başkalarının etkisinde kolay kalabilen, aşırı hassas bir yapıya sahip olabilir. “zor yoluyla denetleme” ve “sevgi esirgeyerek denetleme” boyutlarının egemen olduğu aşırı baskılı ve otoriter aile ortamında , denetlenen çocuk hangi davranışının hangi tepkiyi alacağı hakkında bir fikre sahip değildir. Dolayısıyla çocuğun kaygılı bir belirsizlik içinde aşırı isyankar veya aşırı boyun eğici olması mümkündür.
Suçlayan cezalandıran ve sürekli karışan ana-babaların çocuklarının, kolayca ağlayan çocuklar olduğu görülür. Baskı altında büyüyen çocuklarda genellikle isyankar vaziyet alışlarla birlikte aşağılık duygusu gelişebilir”. Böyle bir ortamda yetişen çocuk dıştan denetimli bir kişilik oluşturur. Çünkü içinden geldiği gibi davranmak yerine, olması gerektiği gibi davranmak şeklinde koşullandırılır.
GEVŞEK TUTUM (Çocuk merkezci aile): Çocuk merkezci aileye, genellikle orta yaşın üzerinde çocuk sahibi olan ailelerde ya da çocuğun kalabalık yetişkinler grubu içinde yetişen tek çocuk olması halinde sıklıkla rastlanır. Böyle bir ortamda çocuk, ailede inisiyatif sahibi tek kişidir ve onun isteklerine aile bireyleri kayıtsız şartsız uyarlar.
Ana-baba ile çocuk arasında sağlıklı bir iletişimin bulunmaması çocuğun dengesiz bir ortam içinde abartılmış bir sevgi gösterisi içinde büyüyor olması, onun “doyumsuz” bir birey olmasına neden olur. Ana-baba oyuncak gibi maddi değeri olan objelerle, bu doyumsuzluğun giderileceğini zanneder. Oysa on elektronik oyuncağa on birincisinin eklenmesi çocuk için büyük bir değer taşımaz. Beş on dakika oynadıktan sonra sıkılır ve doyumsuzluğu süregelmekte olduğundan on ikinci oyuncağı bekler. O halde önemli olan duygusal doyumdur. Ana-baba ve çocuğun , rollerine hak ve sorumluluklarına fırsat veren bir ortam içinde yaşamalarıdır. Çocuklarına boyun eğen anne babalar, evde onların egemenliğini kabul eden kişilerdir. Bu tür ailelerde çocuklar anne-babalarına hükmederler ve onlara çok az saygı gösterirler. Bu çocuklar yalnız anne-babalarıyla yetinmeyip, zamanla ev dışındaki kimselerde egemen olmanın yollarını arayan bir birey haline dönüşürler.
Bu çocuklar yetişkin olduklarında da toplumun vermediği hakları kendilerine tanımaya kalkışırlar. Bütün bunların yanı sıra, çocuk merkezci ailelerden gelen, her isteklerini yaptırmayı alışkanlık haline getiren bu tür çocuklar okul kurumundaki kurallar karşısında hayal kırıklığına uğrarlar ve uyum sağlayamazlar.
DENGESİZ VE KARARSIZ TUTUM: Ana-babanın “dengesiz ve kararsız “ tutumu, çocuğun eğitimi ve gelişimini olumsuz açıdan etkiler. Buradaki dengesizlik ve tutarsızlık, ana-baba arasındaki görüş ayrılığında olabildiği gibi, anne ve babanın gösterdikleri değişken davranış biçiminde de görülebilir.
Anne ile babanın, çocuğun yanında “çocuk konusunda “ birbirlerini eleştirmeleri, birinin olumlu yaklaşımına diğerinin olumsuz tutumu yada taraflardan birinin çocuk kayırması, çok sıklıkla rastlanılan terbiye yanlışlarındandır.
Bir diğer dengesizlik ve kararsızlık örneği, anne veya babanın şahısında yaşanabilir. Böyle durumda çocuğa sözünü dinletmek için çaba gösteren annenin, bir isteğini yaptırmak üzere, önce yumuşak tonda konuştuğu, ardından sesini yükselttiği, çocuğun isteğini hala yerine getirmemesi halinde dövdüğü, ardından da diz çöküp özür dilediği görülür.
Bu tür anne-baba tutumlarında anne-babanın ruh hali önemlidir. Buda önceleri çocukta bazı iç çatışmaların, huzursuzlukların ardından da dengesiz ve tutarsız bir yapını oluşumuna sebep olabilir.
KORUYUCU TUTUM:Koruyuculuk, sık rastlanan bir başka ana-baba tutumu olarak gözlenmektedir. Ana-babanın aşırı koruması, çocuğa gerektiğinden fazla kontrol ve özen göstermesi anlamına gelir. Bunun sonucu olarak çocuk, diğer kimselere aşırı bağımlı, güvensiz, duygusal kırıklıkları olan bir kişi olabilir. Bu bağımlılık çocuğun yaşamı boyunca sürebilir ve aynı koruyucu tutumu gelecekte eşinden bekleyebilir. Daha çok anne-çocuk ilişkisinde ortaya çıkan bu aşırı koruyuculuğunun ardında, annenin duygusal yalnızlığı yatmaktadır. Aşırı koruyucu görünümündeki anne çocuğuyla öyle bütünleşir, ona öylesine kalkan olur ki bu tür davranışlarıyla çocuğuna olan sevgisini dile getirdiğini, ona yardım ettiğini sanır. Ama gerçekte kendi yalnızlığını ve mutsuzluğunu telafi etmektedir.
Bu tutumdaki ana-babanın aşırı koruyucu tavır içinde olmalarının ne kadar çocuklarına zarar verdiği üstünde durulmalıdır. Çocuğun yeterli kas gelişimine sahip olduktan sonra, tuvaletini kendi kendine yapmasına, kendi başına yemek yemesine, kendi başına giyinip soyunmasına...vb. onun kendine olan güvenini sağlayacak psiko-sosyal olgunluğunun gelişimine yardımcı olacak ve anatom(özerk) bir birey olarak gelecekte gelişimci ve soysal bir kişi olmasına imkan hazırlayacaktır. Tersine davranışlar ise, çocuğun psiko-sosyal gelişimini olumsuz açıdan etkileyecek ve sosyal ilişkilerinde, daha çocukluk yıllarından başlayarak başarısız olan bireylerin gelecekte bağımlı bir kişi olmasına sebep olabilecek.
İLGİSİZ VE KAYITSIZ TUTUM: İlgisiz ve kayıtsız tutum, ana-babanın çocuğun yalnız bırakma, görmezlikten gelme, şeklinde dışlanması anlamına gelir. Duygusal istismara yol açan böyle bir ortamda ana-baba-çocuk üçgeninin arasında iletişim kopukluluğu gözlenir. Ana-babanın ilgisizliğiyle çocuğun öğretmenine, arkadaşlarına ve yakın çevresindeki eşyalara verdiği zarar ve suçluluk davranışı arasında yakın bir ilişki bulunmuştur. Bu konuda yapılan araştırma bulgularına göre ilgisiz ve kayıtsız ana-baba tutumu çocuğun saldırganlık eğilimini güçlendirmektedir.
GÜVEN VERİCİ, DESTEKLEYİCİ VE HOŞGÖRÜLÜ TUTUM: Ana babanın çocuklarına karşı hoşgörü sahibi olmaları, onları desteklemeleri, çocukların bazı kısıtlamalar dışında arzularını diledikleri biçimde gerçekleştirmelerine izin vermeleri anlamına gelir. Çocuk kabul edilmek ve onaylanmak ister. Eğer aile ortamı ona kendi benliğini tanımlama özgürlüğü veriyorsa, sağlıklı bir biçimde olgunlaşma yolunda gelişir. Ana-babanın hoşgörüsünün normal bir düzeyde gerçekleşmesi, çocuğun kendine güvenen, yaratıcı, toplumsal bir birey olmasına yardım eder. Böyle bir tutumda evde kabul edilen ve edilmeyen davranışların sınırları bellidir. Bu sınırlar içinde çocuk özgürdür, söz hakkı vardır, duygu ve görüşlerine saygı duyulur, sevgi ve teşvik görür. Yetişkinler tarafından dinlenir. Böyle bir ortamda çocuk, girişimi yeteneğine sahip olur. Özgüvenini kazanır ve kendi kendine karar verip sorumluluk taşınmasını öğrenir.
Ana-baba tutumları çocuğun kişiliğinin oluşumunda ve karakterinin formasyonunda büyük önem taşır. Ana-baba-çocuk üçgeni, sevgi temeline dayanmalıdır. Özdeşim modeli olan ana baba bilmelidir ki, çocuğa nasıl bir davranış türü uygularsa, benzer davranışta onda görecektir.
Yukarıda anlatılan ana-baba tutumları arasında en sağlıklı ve başarılı olanı “güven verici destekleyici” tutumdur. Ancak bu esnek yaklaşım içinde, özgürce düşünüp karar verebilen, bu kararın sorumluluğunu yüklenen bağımsızca hareket edebilen, özgüveni olan bireyler yetişebilir.
ANA-BABA EĞİTİMİNİN ÖNEMİ: Doğumdan itibaren çocuk etrafını saran fizik ve sosyal çevreye uyum savaşını verirken bu çabasında en büyük desteği anne ve babasından alır. Çocuk kendini ifade edebilmeyi otonom bir birey olabilmeyi ailesinden öğrenir. Özellikle anne baba çocuğun kişiliğinin oluşumunda temel rolü olan ÖZDEŞİM modelleridir. Çocuk bu özdeşim modellerini kendine örnek alır ve adeta onların yaşam biçimlerini taklit yoluyla öğrenir.
Ailesiyle olan iletişimi, çocuğun dünyasında büyük önem taşır. Ana-baba-çocuk üçgeninde tarafların duygu ve düşüncelerini birbirlerine aktarmaları ve başarılı bir diyalog kurabilmeleri halinde sorunlarına çözüm bulmaları mümkündür. İletişimin kurulmaması, duyguların bastırılması ve sorunların çözülmemesi anlamına gelir ki böyle bir aile ortamı psiko-pedagojik açıdan sağlıksızdır.
Yetişkinle çocuğun yetki mücadelesinden kaynaklanan, problemin çözümü yada çatışmalar genellikle iki şekilde ortaya çıkar.
1-                                                                      Kazananlar: Otorite kuran ebeveyndir; ana-babalar daima en iyisini bilir ilkesi egemendir. Bu yöntemde yetişkin kazanır.
2-                                                                     Kaybedenler: Bu yöntemde kazanan çocuk, kaybeden anne-babadır.
Her iki durumda da taraflardan biri yenilir ve öfkelenir. Oysa sorun, karşılıklı ilişkiden doğduğunda, o zaman karşılıklı problem çözme yoluna gidilir; bunun sonucunda ne çocuğun, ne de yetişkinin kaybettiği bir durum ortaya çıkar. Ana babaların çocuklarına korku silahını çevirmeksizin sorumlu, işbirliğine ancak onlarla kuracakları sağlıklı iletişim ortamına bağladır. Bu da “anne-babaların susmayı öğrenip, çocuklarını dinlemeleri ile mümkündür.” Başka bir deyişle çocukla ilişki kurabilmenin en iyi yolu önce çocuğu duymak, dinlemek ve dediğini anlamaya çalışmaktır. Dinleme, anne-baba-çocuk arasındaki anlaşmayı kolaylaştırır.
Anne ve babalar çocuklarının davranışlarının büyük ölçüde kendileriyle olan etkileşime bağlı olduğunu kabul etmeli ve insanlar arası ilişkiler hakkında bazı temel ilkeleri öğrenmelidirler.
“Çocuklar anne-babalarının aynasıdır.”
BİR ZAMANLAR ÇOCUK OLDUĞUMUZU UNUTMAK
Çocuklar anne-babaların da bir zamanlar çocuk olduklarına inanmazlar. Çocuklar sadece anne ve babalarının değil, öğretmenlerinin de bir zamanlar çocuk olduklarına inanmazlar. Neden inanmazlar? Sorunun yanıtı aslında çok basit. Çünkü anne ve babalar, çocuklarına daima “anne baba” rolleriyle yaklaşırlar. Anne-baba rolleriyle yaklaştıklarında da çoğu zaman çocuklarını anlayamazlar. İşte ikinci soru: anne-babalar çocuklarına neden anne-babalık rolleri dışında yaklaşamazlar? Bu sorunun yanıtı da çok basit. Çünkü bir zamanlar kendilerinin de çocuk olduklarını unutmuş olduklarından. Belki de çocuk olmayı hatırlamak istememeklerinden.
Anne babalar bir zamanlar kendilerinin de çocuk olduklarını hatırlasalar çocuklarıyla aralarındaki bir çok çatışma aniden durur. Kopuk olan iletişimlerde, iyileşmeler görülür. Karşılıklı anlaşmalarda artma olur. Anne-babanın hoşgörü sınırları genişler.
Çocukluğunuzu hatırlamaya çalıştığınızda zihninizde yer etmiş birkaç olayın dışında aklımıza bir şey gelmiyormuş gibi olabilir. Ama çocukluğumuzdaki “duygularımıza” bakabilirsek orada büyük bir zenginlik yakalanır. Çocukluk sevinçlerimiz, hüzünlerimiz, isteklerimiz, korkularımız, mutluluklarımız, özlemlerimiz, sevgimiz, bağışlayıcılığımız, anne-babamıza bakış açımız, coşkumuz. Bu duyguları anımsamaya çalışmak gereklidir. Anne ve babalar çocukluğuna kendilerini daha yakın hissedeceklerdir. Tabii ki çocuklarda anne ve babalarına daha çok yakınlaşırlar.
Ara sıra anne-babalar bu rollerinden sıyrılmayı denemelidirler. Maskeler kısa süreli de olsa bir kenara koyulmalı. Anne babalar çocuklarıyla birer çocuk gibi top oynamalı bir baba gibi değil bir arkadaş gibi; evcilik oynanmalı bir anne gibi değil bir arkadaş gibi.
“Hiçbir zaman içinizdeki çocuğu öldürmeyin. İçinizdeki çocuğu, çocuğunuzla yaşayın. Çocuğunuzla, çocukça çılgınlıklar yapın. Çocuğunuzla iletişiminizde, sorunlarınızda, çatışmalarınızda içinizdeki çocuğa kulak verin. Bazen anne-baba yönünüz değil de, bilinç altına ittiğiniz, yüreğinizdeki çocuk , sorunları çözmede çok başarılı olabilir. Bunu mutlaka deneyin.”
GELİŞTİRİCİ ARAYIŞ-ZORLAYICI ARAYIŞ
Her ailenin, çocuğunu yöneltmesi gereken yön, geliştirici arayış olmalıdır. “geliştirici arayış” ne demektir? “çocuğu, kişiliği, yetenekleri ve istekleri çerçevesinde destekleyerek, kendini anlama yolunda motive etmektir.” Geliştirici arayışa giren çocuklar, kendileriyle barışık olan çocuklardır. Kendi başarılarını ve başarısızlıklarını tanıyan çocuklardır.
Bu çocuklar başarılarıyla çok fazla övünmeyip şımarmadıkları gibi, başarırsızlıklarına da aşırı üzülüp kendi içlerine kapanmazlar. Yaşlarının büyümesi ile birlikte arayışları değişir. Ama her zaman arayışları kendilerini geliştirecek boyutlarda olur. Aileleri tarafından geliştirici arayışa yönlendirilen çocukların, yetişkin olduklarında kendi sorunları ile başa çıkabilen, işlerinde başarılı, kendileriyle ve yaşamla barışık, dengeli bir hayat süren ve mutlu aileler kurdukları görülür.
Çocuklarını geliştirici arayışa yönlendiren anne-baba tutumlarında şunlar görülür:
·                                      Çocuğu anlamak
·                                      Çocukla empati kurmak
·                                      Çocukla iletişimi yoğun tutmak
·                                      Çocuğun gelişim dönemlerini ve bu dönemlerin özelliklerini bilmek
·                                      Çocuğa saygılı olmak
·                                      Çocuğa sevildiğini hissettirmek
·                                      Çocuğa önem vermek ve bunu hissettirmek
·                                      Çocukla kişilik çatışmalarına girmemek
·                                      Çocuğun duygularıyla ilgilenmek ve onu önemsemek
·                                      Çocuğu “küçük” görmemek
·                                      Çocuğun yeteneklerini ortaya çıkarması için onu desteklemek
·                                      Çocuğu başarılı olması için zorlamamak
·                                      Çocuğu korku ve dayakla disipline etmemek
·                                      Çocuğu kardeşleriyle kıyaslamamak
·                                      Çocuğu başka çocuklarla kıyaslamamak
·                                      Çocuğun dersleriyle ilgilenmek, ancak derslerini onun yerine yapmamak
·                                      Çocuğa, kendi korkularınızı yansıtmamak
·                                      Çocuğa hayatı yaşamaya değer bir uğraşı olarak benimsetmek
·                                      Çocuğa kendi problemlerini çözmesi için fırsatlar tanımak
·                                      Çocuğa hayatta, zorluklarında olduğunu anlatmak
·                                      Çocuğun kararlarına saygılı yaklaşmak
·                                      Aile içi sorunları, konuşarak çözmek
·                                      Çocuğa, her başarısızlığın, başarıya bir adım yaklaşmak olduğunu öğretmek
 
Çocuklarına bu tutumlarla yaklaşan anne-babaların çocuklarını geliştirici bir arayışa yönelttikleri görülmektedir.
Bazı ailelerde ise çocuk, hem çocukluğunda, hem gençliğinde hem de yetişkinliğinde zorlayıcı bir arayışa girer. Kendi iç dünyasındaki fırtınaları dindirememiş bir birey olarak, kendini nasıl çözümleyeceğini bilmez. Geliştirici arayışın tersine bu çocuklar kendileriyle barışık değillerdir.
Hatalı ana-baba tutmalarından dolayı, zorlayıcı arayışa giren çocuklarda, geliştirici arayışın tam tersi özellikler vardır. bu çocuklar, gençliklerinde ve yetişkinliklerinde mutsuz insanlar olarak yaşamlarını sürdürürler. Kimi zaman yalnız, kimi zaman ise suçlu gençler olarak toplumda karşımıza çıkarlar. Bu yüzden anne-babaların çocuklarını zorlayıcı arayışa sokamamaları, onları geliştirmek için desteklemeleri gerekmektedir.
Son olarak psiko-sosyal gelişim başta olmak üzere çocukların tüm gelişim alanlarında, anne-baba tutumları çocuğun tüm yaşam sürecini olumlu yada olumsuz etkiliyor. Bu gerçeği hem anne-babalar olarak, hem de toplum olarak, zihnimizin hiç unutmayacağı bir köşesine not etmeliyiz.
Çocukluktan gençliğe olan köprüdeki gelişim dönemlerine baktığımızda hem bedensel gereksinmeleri, hem psikolojik gereksinmeleri iç içe görülür.
Ve tüm bu gelişim dönemlerinde çocuğun, ergenin ve gencin en temel gereksinimi, tabii ki “SEVGİ”dir!!!...
 
                      KAYNAKLAR
·                                      Anne-Baba Ve Çocuk (Haluk YAVUZER)
·                                      Anne-Baba Okulu        (Haluk YAVUZER)
·                                      Çocuk Ve Aile           ( İlkim ÖZ)
·                                      Ben Kimim           (İlkim ÖZ)
 
 
 
                     HAZIRLAYAN
                 ŞÜKRAN KANDIR
          ANAOKULU ÖĞRETMENİ

              
Çocuklarını geliştirici arayışa yönlendiren anne-baba tutumlarında şunlar görülür:
·                                  *    Çocuğu anlamak
·                                   *   Çocukla empati kurmak
·                                    *  Çocukla iletişimi yoğun tutmak
·                                    *  Çocuğun gelişim dönemlerini ve bu dönemlerin özelliklerini bilmek
·                                     * Çocuğa saygılı olmak
·                                  *    Çocuğa sevildiğini hissettirmek
·                                   *   Çocuğa önem vermek ve bunu hissettirmek
·                                      Çocukla kişilik çatışmalarına girmemek
·                                    *  Çocuğun duygularıyla ilgilenmek ve onu önemsemek
·                                    *  Çocuğu “küçük” görmemek
·                                     * Çocuğun yeteneklerini ortaya çıkarması için onu desteklemek
·                                     * Çocuğu başarılı olması için zorlamamak
·                                   *   Çocuğu korku ve dayakla disipline etmemek
·                                    *  Çocuğu kardeşleriyle kıyaslamamak
·                                    *  Çocuğu başka çocuklarla kıyaslamamak
·                                     * Çocuğun dersleriyle ilgilenmek, ancak derslerini onun yerine yapmamak
·                                     * Çocuğa, kendi korkularınızı yansıtmamak
·                                     * Çocuğa hayatı yaşamaya değer bir uğraşı olarak benimsetmek
·                                     * Çocuğa kendi problemlerini çözmesi için fırsatlar tanımak
·                                     * Çocuğa hayatta, zorluklarında olduğunu anlatmak
·                                     * Çocuğun kararlarına saygılı yaklaşmak
·                                   *   Aile içi sorunları, konuşarak çözmek
·                                   *   Çocuğa, her başarısızlığın, başarıya bir adım yaklaşmak olduğunu öğretmek
 
 
 
  Bugün 1 ziyaretçi (14 klik) kişi burdaydı!  
 
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=
Bedava Counter Online Sayac