OKUL ÍNCESİ EĞİTİMİ
  OKULÖNCESİ EĞİTİMİ
 

 
      SEVGİ   ADACIKLARI
 
 
         Eski İspanyol haritacılarının eşleri, harita çizilirken kocalarına “Benim içinde bir harita çiz”derlermiş. İspanyol haritacısı da eşi için gerçekte olmayan bir ada çizermiş. Eski İspanyol haritalarında böyle “sevgiliye armağan adacıklar” olurmuş. Kristof Kolomb bir deniz seferinde denizciliği iyi bilen bir İspanyol’a gemide sular azaldığı için, haritada görülen bir adacıkta içme suyu bulunup bulunmadığını sorunca, İspanyol gülümsemiş “Efendim o adanın var olduğunu sanmıyorum. Onu çizen haritacı eşine çizmiştir” demiş ve gerçek ortaya çıkmış. Kocasından “haritada bir ada” isteyen İspanyol kadını da, ona adayı armağan eden İspanyol haritacısı da ne güzel bir şey yapmışlar.
         Çizecek haritası olmayan ne yapsın? Bütün bunlar sembol değil mi? Haftalardır görmediğimiz bir dosta kart göndermek aklımızdan bile geçmez. “Aynı kentteyiz nasıl olsa yakınız” diye düşünürüz. Oysa değilizdir. İnsan insanı kaybediyor ve bulamıyor. Aynı kentte olsa da, aynı semtte olsa da, aynı evde olsa da ...
         Sonrada soruyoruz “Neyim var, ne oluyor, eksiklik ne? ” Eksilen insan ve kendimiz. Haritaya bir ada çizip de “Bu senin adan” demeyi unutuyoruz. Oysa herkesin bir adası olabilir, denizler öyle büyük ki...
         Duyguları unutuyoruz, düşünceleri, sevgiyi, sözleri, dokunuşları, davranışları, dostluğu unutuyoruz ...Kendimizi beklemeye alıştırıyoruz, sonrada neyi beklediğimizi unutuyoruz...
         Eksiliyoruz, neden eksildiğimizi bilmeden...Ve biricik çocuğumuz dizimizin dibinden yabancı bir insan olup uzaklaşıyor...
 
 
                        SEVGİLİ ANNE VE BABALAR
 
Şirinler sınıfının öğretmeni olarak siz velilerime okul öncesi eğitimi ve önemi hakkında yazılar göndermeyi planladım . Öğretmen olarak amacım veli toplantısında da söylediğim gibi çocuklarımızda doğru olan davranışları kazandırarak onların kurumda eğlenerek mutlu bir şekilde ayrılmalarına yardımcı olmak .Okul öncesi kurumlarında davranışa yönelik eğitim verilir.Bir yıl boyunca yaptığımız etkinlikleri de sizlere göndereceğim haber bültenleri ile sizlerle paylaşcağız..Sizlerinde katılımlarını bekliyorum.
 Bir yıllık eğitim yılı boyunca sizlere bir çok yazı , yapılan etkinlikleri anlatan yazılar göndereceğim . İlk olarak sizlere çocuk yetiştirmede en önemli iki konu üzerinde sizlere yardımcı olabilecek yazıları göndermeyi uygun buldum.
 
 
 
 
 
 Bu yazıları kaynak tarama ile ve kişisel tecrübelerimden yararlanarak hazırladım. Çocuk yetiştirmenin bir sanat olduğunu ve zor bir sanat olduğunu da hatırlatarak sizlere başarılar diliyorum. Bende bir anneyim ve bu zorlukları yaşıyorum .Ama şunu da biliyorum ki yaşayarak bir çok şey öğreniliyor.Önemli olan çocuklarımıza davranışlarımızla örnek olduğumuzun farkına varabilmek . Çünkü onlar bir aynadır ve bizi yansıtırlar.
         Yukarıda anlatılan hikayeden de yola çıkarak, bazı şeyleri paylaşarak bir şeyleri belki başarabiliriz. Biz hep branşımız gereği psikoloji ve çocuk gelişimi derslerinde 0-6 yaşın önemini özellikle kişilik gelişimindeki rolünü ve bu dönemdeki alt yapının önemini öğrendik.Gerçektende bu dönem çok önemlidir ,çocuklar sanki bir kamera gibi her şeyi kaydederler. Bizler öğretmen ve ana baba olarak çocuklarımızın bu dönemlerini olumlu , iyi ,eğlenceli,yaratıcı ,araştırıcı,ilgili ve tabi ki mutlu geçirirsek çekirdeğimiz sağlam olur. Okuduğum bir kitapta “duygusal yatırım yani çaba” sözü beni çok etkiledi. Bizler çaba göstererek topluma hayırlı birer gelecek yetiştirebiliriz.
         “Gerçek sevgi çocuğun her şeyini kolaylaştırmak mı, yoksa çabalarına saygı göstererek gelişmesine, hayata hazırlanmasına ve sürekli bize güveneceğine kendine güvenmesine olanak sağlamak mı?”
         “Çocuğunuz kendi başına ayakta durabilirse her şeye karşı koyabilir. Söylediklerine aldırış edilmeyen, fikrini belirtemeyen ve belirttiği zaman sürekli eleştirilen veya sürekli düzeltilen çocuk başka nasıl olabilir ki, Tabi ki böyle bir çocuk ya suskun, içine kapanık ve güvensiz, yada huysuz ve saldırgan olacaktır. Ayrıca aşırı derecede ilgi gösterilen çocuklar da kendine güvensiz olur.”
         Anne-baba olarak bizler çocuğumuzun güzel konuşması adına onu teşvik etmeli, ona zaman ayırıp onunula bol bol konuşmalıyız. Hayal dünyalarını bizimle paylaşmalarını sağlamalıyız. Çocukların kelime haznelerinin gelişmesinde en önemli faktörlerden biri de onlarla yetişkinlermiş gibi sohbet etmektir.
         Soru sormak çocuklarda çok önemli bir olgudur. Çocuklar kendilerinin dikkate alındığını, önemsendiklerini; sordukları sorulara sizlerden aldıkları yanıtları değerlendirerek karar verirler. Çocuklarınızın sordukları sorulara net cevaplar verin. Çocuklar sorularının geçiştirilerek cevaplanmasından rahatsız olurlar. İlgi çekmek için bu sefer bir başka soru hatta sebepsiz problem çıkarma davranışına yönelirler. Bu da anne-babaların anlaşılır bir cevabı vermekten çok daha fazla zamanlarını harcamalarına yol açar. Çocuklar sordukları sorularla kendilerini ifade ederler. Onlar için ayrılan zaman kısa olabilir ama o kısa zamanda onlarla göz kontağı kurarak onları önemsediğimizi hissettirerek bu zamanı geçirebiliriz.
         Çocuklarımızı tüm özellikleriyle tanımalıyız. Çocuklarımıza yeterince ilgi ve sevgi göstermeliyiz; onlarla oyun oynamalıyız, oyun oynamalarına izin vermeliyiz. Bırakın odayı dağıtsınlar, toplamasını öğrendikten sonra daha az dağıtacaklardır.
         Bizler anne-baba olarak çocuklarımıza örnek davranışlar göstermeliyiz. Yaşam biçimimize hayat görüşümüzü davranışlarımıza aksettirmeliyiz. Çocukların bir ayna olduğunu ve biz yetişkinleri yansıttığını unutmamalıyız. Şunu da belirtmek istiyorum kitaplarda yazılan her öneriyi bire bir yaşantımızda uygulayamayız, bu mümkün değil. En olumlu yanlarıyla neler yapabiliriz? Elbette elimizden ne gelirse onu yapabiliriz. Bizler bunları bir hatırlayalım ve elimizden gelenlerin en iyisini çocuklarımız, kendimiz, en önemlisi de bir gün kendi ayaklarının üzerinde durdukları zaman onlarla gururlanabilmemiz için yapalım.
        
 
“Çocuğun kendine güvenini arttırmak için neler yapılmalı” 
1-     Çocuğun kendini ifade etmesine müsaade etmek.
2-    Çocuktan yaşı ve kapasitesi dışında davranışlar beklememek gerekir.
3-    Sorumluluklar yüklemek ve bunları başarmasını sağlamak gerekir.(Küçük işlerde size yardımcı olmasını sağlayın)
4-    Çocuğun çabasını övün ve onu yüreklendirin.
5-    Ona sık sık söz hakkı verin(Bu çocuğun kendisini önemli hissetmesini sağlar)
6-    Çocuğu ve duygularını “ne düşünüyorsun, nasıl hissediyorsun” gibi sorularla anlamaya çalışın (Dinlendiğini hisseden çocuk daha huzurlu olur)
7-    O konuşurken yüzüne bakın ve ciddiye alındığını hissettirin.
8-    Onunla değişik konularda sohbet ortamı oluşturun.
9-    Onun korku ve endişelerine saygı duyun.
10-Aşırı eleştirici olmaktan ve yargılayıcı davranmaktan kaçının.
11- Hatalı davranışlarını konuşarak uyarın ve ona doğru olanı anlatın.
12-Onun başarısızlıklarını büyütmeyin, başkaları ile kıyaslamayın (Bu çocukları olumsuz yönde etkiler çocukta başkalarına karşı kin duyguları başlatabilir)
13-Kabiliyetlerini fark edin, teşvik edin.
14-Onu sosyal ortamlarda bulundurmaya cesaretlendirin.
15-Ona sık sık sevdiğinizi, ona ihtiyacınız olduğunu söyleyin.
16-Onun yapması gereken şeyleri siz yapmayın.
17-Onun aile içi bağlarını güçlendirmek için anne-baba olarak olumlu davranışlar sergileyin.
18-Ona özel zaman ayırın. Onun için mutlu ve en önemli huzurlu bir aile ortamı hazırlayın.
19-Anne-baba çocukları hakkında verdikleri kararda ortak noktada buluşmalıdırlar (tutarlı tutum uygulamalıdırlar)
20-          Anne-babalar çocukları ile oyun oynamalı çocuğa “şimdi sen bir oyun bul ve birlikte oynayalım” diyerek, çocuğun yaratıcılığının ön plana çıkmasına yardımcı olun.
Unutmamalıyız ki; bu günün çocukları, yarının büyükleri olacak. Çocuğunuzun bu günden davranış ve kişilik gelişimi iyi yönlendirilirse gelecek hem onun hemde sizin için ideal olacaktır.
Özgüven ile ilgili neler yapabiliriz, özetleyerek yukarıda belirttim. Yazımızın başında da çocukta özgüvenin kazandırılmasının önemini, bunu sağlayarak zaten olumlu kişilik gelişimine katkıda bulunacağımızı tekrar hatırlatıyorum.
İkinci olarak çocuk yetiştirmede ödül ve ceza konusunun önemini vurgulamak istiyorum. Özgüven ve ödül-cezayı çözümleyip yaşantımıza uygularsak sanırım çocuk yetiştirme konusundaki endişelerimiz en aza inecektir.
Şimdi de kısaca ödül ve ceza konularına değinelim;
“Tokatın anne-baba ile çocuk arasındaki ilişkide malubiyet işareti olduğu bir gerçektir. Aslında atılan tokat anne-babanın çocuğuna sınırları ve yasakları yeteri kadar açıklayamamasının bir sonucudur.”
                                                                                         Christine Brunet
“Anne-babanın her davranışının yorumunun olaylar karşısında tavrının ve tepkisinin çocuk üzerinde bir etkisi vardır. Anne-baba ile çocuk arasında etkileşim devam eden çok önemli bir süreçtir. Bu etkileşimin kalitesi nerede ise çocuğun bütün hayatını etkiler. Anne-babanın göz teması ile çocuğu desteklemesi veya kaşlarını çatarak istemediğini belli etmesi bir ödül – ceza şeklidir.”
“Aslında günlük hayat içerisinde anne-babalar farkında olmadan çocuklarını ödüllendirmekte veya cezalandırmaktadırlar. Bazı durumlarda ise çocuklar hatalı ve yanlış bir şey yaptığı ve en önemlisi bunu tekrarladığı zaman anne-babaların tepkisiz kalması o yanlışın devam etmesini sağlamaktadır. Zamanında müdahale edilmeyen hata devam edecek veya şekil değiştirecektir.
Bazende anne-babanın yetersiz ve aşırı tepki ortaya koyması veya tutarsız bir şekilde cezalandırması, çocuktaki sıkıntıyı arttırmakta veya yeni davranış sorunlarının ortaya çıkmasına zemin hazırlamaktadır. Ayrıca devamlı kontrol edilmeye çalışılan ve bu kontrol havası içerisinde gerginliğe itilen çocuklarda da psikolojik sorunlar ortaya çıkabileceği göz önünde tutulmalıdır.
Çocuğun kişilik gelişiminde ve sosyal gelişiminde cezalandırma ciddi tesirler bırakır.”
Çocukların ilk yaptığı hata eğer çok büyük sonuç doğurmayacak ise uyarı şeklinde(bu da bir cezalandırmadır) anne-babanın müdahalede bulunması gerekir. Bu yeri geldiğinde anlık bir kaş çatış şeklinde olabilir. Bu çocuğa mesaj olarak yaptığı davranışın onaylanmadığı tepkisinin iletilmesidir.
Yapılan hatanın şiddeti artmış ve bu hata sık sık tekrarlanıyorsa, çocuk ile yaşına uygun bir şekilde konuşulmalı, yaptıklarının yanlış olduğu anlatılmalı, davranışının tekrarı ile zararın neler olacağı konuşulmalıdır. Bu açık olarak anne-babanın bu hatalı davranışı istemediğinin belirtilmesidir.
Yapılan hata devam ederse çocuğa yönelik aşırı tepki ve yargılamadan kaçınarak konuşmalı ve çocuğa bu davranışın devamı halinde ne türlü cezalar olabileceği belirtilmelidir.
Konuşma ve söylenen cezalandırılma ikazlarına rağmen devam eden yanlışlarda anne-babanın ısrarla bahsettiği cezayı uygulaması gerekir. Burada hemen şu belirtilmeli ki anne-babalar kesinlikle yapamayacağı cezalandırma yöntemini çocuğa söylememeli. Cezalar kesinlikle fiziksel olmamalı; istediği, sevdiği şeylerden mahrum bırakmak şeklinde olmalıdır.
“Fiziksel cezaların çocuklara uygulanması son derece sakıncalıdır ve çocukların anne-baba ile ilişkisini zedelemekte, ortamı daha gergin hale getirmektedir. Çocuğun erken yatırılması, odasında iki-üç dakika bekletilmesi gibi basit cezalandırma tekniklerinin kullanılması da uygun olur. Ama cezalandırma çocukların gururu incitilmeden ve öz güvenleri zedelenmeden uygun bir dil ve takdim ile yapılmalıdır.
Ve elbette en güzeli sevgi ile disiplin.”
 
POZİTİF ÖDÜLLENDİRME
Pozitif ödüllendirmenin ana fikri “istenilen davranışlar daima ödüllendirilmelidir ama istenmeyen davranışlara ödül yoktur. Ödüllendirilen davranışlar ise genellikle tekrarlanır.”
Çocuklara doğru davranışları öğretmek için en etkili yöntem pozitif ödüllendirmedir. Bu çok önemli bir noktadır. Bu anne-babanın olumlu ve başarılı çocuk yetiştirmesi için kullanılması gereken bir yöntemdir. Hayatın olumlu yönlerini görmektir. Her şey gibi çocuklarımızda da ne kadar çok iyi nitelik görmeye çalışırsak o kadar çok iyi nitelik buluruz.”
Bazı anne-babalar yalnızca iyi davranışları ödüllendirme metodunu uygularken, bazıları da bilmeden bunun tam tersini uygular. Farkında olmadan çocuklarını “istenmeyen davranışları için ödüllendirirler böylece çocuklar kendilerinden beklenenin tam tersini öğrenirler. Bir çok çocuk anne-babasının istediği gibi davrandığında ödüllendirilmez çünkü yaptıkları iyi davranışlarla ilgi göremezler. Çocukta “nasıl olsa aldırmıyorlar” diyerek bu iyi davranışını devam ettirmez. Yapılmaması gereken davranışları sergilediğinde ise olumlu davranışlarında ona aldırmayan anne-baba bütün dikkatlerini çocuklarına yöneltirler. Kızarlar, ceza verirler hatta tokatlarlar. Anne-babaların bu davranışı “erimiş çikolata kanununa karşı gelmek” diye nitelendirilir. Neder bu kanun ? “Eğer ikisi arasında seçme şansı verilirse çocuk tabi ki erimemiş çikolatayı erimiş çikolataya tercih edecektir ama erimemiş çikolata yoksa erimişine (hiç yoktan iyidir) diye razı olacaktır.”
Aynı şekilde anne-babasından ilgi görmeyen çocuk “hiç yoktan iyidir”anlayışıyla azar işitmeye razı olacaktır. Bir çocuk için ne şekilde olursa olsun ilgi görmek en önemli şeydir. Anne-babanın kızgınlığı çocuğa ödül etkisi yapar.
Sonuçta pek çok anne-baba çocuklarına öğretmek istedikleri şeylerin tam zıddını öğretir. Ödüllendirmeyerek çocukların iyi davranışını köstekler, cezalandırarak ta kötü hareketleri bilmeden desteklemiş olurlar.
“Kimse kimseye yaşamayı öğretemez” anne-baba olarak ilişkilerimizde olumlu davranışlar sergileyerek çocuklarımıza örnek olmalıyız.
Daha yazılacak çok şey var; kitaplardan alınacak önemli notlar var. Ama şimdilik bu kadar. Kendim ve sizler için şöyle bir bilgilerimizi tazeledik. Buraya kadar okuduğunuz için teşekkür ederim. Hiç birimiz mükemmel değiliz. Mükemmel çocuklar yetiştireceğiz diye bir idealimiz de olmamalı, ama çocuklarımızın eksik yönlerini, sorunlarını görmezden gelemeyiz. Öz güvenini kazanmış mutlu çocuklar yetiştirmek bizim görevimizdir. Çünkü onlar bizim sorumluluğumuzda ve bu konuda adım atmakta yine bizim görevimiz. Hiçbir zaman geç kalmış değiliz gelin onlarla oyun oynayalım, neler hissettiklerine kulak verelim. Yaşam da zaten büyük bir oyun bahçesi değilmidir. Bu oyun bahçesinde çocuklarımıza yardım edelim de başarılı olsunlar!!!
 
 
 
         “Unutmayın ki hoşgörü karşınızdakini istediğiniz gibi olmaya zorlamak değil, kendi isteği gibi mutlu olmasına imkan verme büyüklüğüdür.”
 
 
                     HAZIRLAYAN
                ŞÜKRAN KANDIR
             ANAOKULU ÖĞRETMENİ
                                                                     
        
                  YARARLANILAN KAYNAKLAR
1-     Anne-babaya öneriler -Canten KAYA
2-    Çocuk olmak-İlkim ÖZ
                                                                         
 
ADRES: M.E. B. SELÇUKLU BAĞIMSIZ ANAOKULU
                                           SELÇUKLU / KONYA
 
 
                    
 
  Bugün 1 ziyaretçi (30 klik) kişi burdaydı!  
 
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=
Bedava Counter Online Sayac